WebKafem - Genel BLOG: DünyaHaber
Yeni Yazılar
Yükleniyor...
DünyaHaber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DünyaHaber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mayıs 2016 Perşembe

EURO 2016’da terörist saldırı uyarısı


Almanya Federal Kriminal Dairesi, bu yıl Fransa’da gerçekleştirilecek 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda (EURO 2016) takımlara ve etkinliklere dönük bireysel terör saldırıları olabileceği uyarısında bulundu.

Üç hafta sonra Fransa’da başlayacak olan Avrupa Futbol Şampiyonası için terör uyarısı yapıldı. Almanya Federal Kriminal Dairesi, 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda (EURO 2016) bireysel terör saldırıların olabileceği konusunda ikazda bulundu. Almanya Federal Kriminal (BKA) Dairesi tarafından yapılan açıklamada, 13 Kasım’da Paris’te girişilen bireysel saldırı şeklinin Avrupa Futbol Şampiyonası sürecinde de olma ihtimali üzerinde durulduğu belirtildi. Saldırıların takımlara ve şampiyonanın yapıldığı etkinliklere dönük olması üzerinde emniyet güçlerinin yoğunlaşacağı belirtildi. 10 Haziran’da açılış maçı olan Fransa-Romanya maçının hedef alınacağı istihbaratlarının bulunduğu belirtildi.

BKA Başkan Yardımcısı Peter Henzler, olası saldırıların bireysel eylem şeklinde olması konusunda istihbaratlarının olduğunu belirtirken, UEFA’nın Risk Durum Raporu'nda DAEŞ’e bağlı eylemciler için turnuvanın önemli bir platform oluşturduğuna değindi. Özellikle Avrupalı futbol takımları kadar taraftarlara yönelik saldırılar olabileceği dikkate alınarak hareket edileceği bildirildi.

Papa Francesco, işçileri sömürenleri "kan emiciler" olarak tanımladı


Kapitalizme yönelik eleştirileri nedeniyle zaman zaman "komünist" yakıştırması yapılan Papa Francesco, bu kez de işçileri sömürenleri "kan emiciler" olarak tanımladı.

Seleflerinin aksine Papalık Sarayı'nda değil, Vatikan'daki mütevazi Santa Marta Konukevi'nde ikamet eden Papa Francesco, burada yaptığı sabah ayininde işçilerin adaletsiz şartlarda çalıştırılarak sömürülmesinin "ölümcül bir günah" teşkil ettiğini söyledi.

Papa, sigortasız, emeklilik katkısı olmaksızın, geçici sözleşmelerle ya da kayıtsız işçi çalıştıranları, işçilerin emeğini sömürerek zengin olanları "kan emicilikle" suçladı.

Vatikan Radyosu'nun aktardığı ayinde Papa, İtalya'da da yaygın olarak uygulanan süreli sözleşmelere atıfla şu ifadeleri kullandı:

"Tüm dünyada aynı şey yaşanıyor ama bugün, buradaki durumu düşünelim. 'Çalışmak istiyorum'. 'Tamam'. Sana bir sözleşme yapıyorlar. Eylül'den Haziran'a kadar. Emeklilik şansı yok, sağlık sigortası yok... Haziran'da sözleşme askıya alınıyor, Temmuz ve Ağustos'ta havayla besleneceksin. Eylül'de yeniden işe alıyorlar. Bunu yapanlar gerçek kan emicilerdir, çalıştırarak köle haline getirdikleri insanların çekilen kanıyla yaşıyorlar."

'Kölelik şehirlerimizde'

Papa Francesco, genç bir kadının kendisine anlattığı tecrübesini de örnek vererek şöyle devam etti:
"Günde 11 saat çalışarak, kayıtsız şekilde 650 euro kazanacağı bir iş bulmuş. Kıza demişler ki: 'İster kabul et, ister etme. Kabul edecek başkaları var, arkanda sırada bekleyenler var'.

"Bu zenginler, zenginlik içinde yağ bağlıyor. İnsanların sömürülmesi bugün gerçek bir kölelik sistemi teşkil ediyor. Biz artık köleliğin kalmadığını düşünüyorduk, ama hala var. Fakat artık Afrika'dan aldıkları köleleri Amerika'da satmıyorlar. Kölelik bizim şehirlerimizde."

Papa, insan kaçakçılarının yalnızca seks işçileri ve çocuk ticareti yapmadığını, işçilerin ve fakirlerin sömürülmesinin de "medeni insan ticareti" olduğunu söyledi.

'Komünist değilim'

Papalık ismi olarak, zenginliğe sırt çevirerek fakir bir yaşam seçen ve muhtaçlara yardım etmesiyle bilinen İtalyan Aziz Francesco'nun ismini seçen Papa Francesco, bu seçimini şu sözlerle açıklamıştı:

"Neden mi Francesco adını aldım? Çünkü o, fakirliğin ete kemiğe bürünmüş haliydi. Ben fakirler için fakir bir kilise istiyorum".

Papa, lüks içinde yaşayan Katolik Kilisesi'ne bağlı din adamlarını da "yükselme heveslileri, para düşkünleri" diye eleştirmiş ve "İnançlı biri, fakirlikten ve evsizlerden bahsedip de firavun gibi bir hayat yaşayamaz" demişti.

Papa Francesco geçen yıl yayımladığı "Laudato Si'" isimli genelgesinde de ekonomik ve toplumsal adaletsizlik eleştirisinde bulunmuştu.

Papa geçen Temmuz ayında ziyaret ettiği Bolivya'da da "Bu sistem artık işlemiyor. Ekonomi insanların hizmetinde olmalı. Gelirlerin eşit dağılımı ahlaki bir görevdir" diyerek "değişim" çağrısı yapmıştı.

Bu yöndeki açıklamaları Papa'nın bazı çevrelerce "komünist" olarak anılmasına da neden oluyor. Papa Francesco ise "Komünist değilim, fakirleri sevmek İncil'in öğretisidir" diyor.

ILO: Avrupa'da yoksulluk arttı

Papa Francesco'nun bugünkü sözleri, Birleşmiş Milletler'e bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından dün yayımlanan ve Avrupa'da fakirliğin arttığını gösteren raporun ardından geldi.

ILO'nun 'Dünyada İstihdam ve Sosyal Görünüm 2016' raporuna göre gelişmekte olan ülkelerde yaklaşık 2 milyar, gelişmiş ülkelerde ise 300 milyon kişi fakirlik sınırının altında yaşıyor.

Çin ve bazı Latin Amerika ülkelerinde fakirlikle mücadelede önemli ilerlemeler kaydedilse de Afrika'da ve Asya'nın bazı bölgelerinde fakirlik oranı çok yüksek. Başta Avrupa olmak üzere, gelişmiş ülkelerde de göreli yoksulluk oranında artış görülüyor.

Raporda, gelişmekte olan ülkelerde orta ve aşırı derecede yoksulların neredeyse üçte birinin çalışmakta olduğu belirtilirken, ancak kimi zaman ücretsiz çalıştıkları ve sosyal güvencelerinin olmadığı da vurgulanıyor.
ILO raporunda, "Doğal kaynak zenginliğinin adaletsiz transferi, düşük verimlilik artışı ve dünya fakirlerinin yaklaşık 3'te 2'sinin çalıştığı tarım sektörüne ilgi yetersizliğini içeren büyüme modelleri, zenginle fakir arasındaki gelir uçurumunun genişlemesine ve yoksulluğun görülme sıklığının yayılmasına neden oluyor" ifadelerine yer veriliyor.

ILO, 2030'a kadar orta ve aşırı derecede yoksulluğun ortadan kaldırılması için 10 trilyon doara ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Bunun için de öncelikle "hak temelli" bir yaklaşım geliştirilmesi ve uluslararası çalışma standartlarının uygulanması gerektiği vurgulanıyor.

Raporda, "Bu raporun başlıca bulgusu, insana yakışır iş koşullarının yoksulluğu yok etmek için gerekli bir önkoşul olduğudur" deniliyor.

Paris-Kahire seferini yapan uçağın düşme nedeni terör saldırısı mı?


Mısır Havacılık Bakanı Şerif Fathi, Paris-Kahire seferini yaparken Akdeniz'de düşen Mısır Havayolları'na (EgyptAir) ait yolcu uçağının"terör saldırısı sonucu düşme ihtimalinin, teknik bir arıza nedeniyle düşme ihtimalinden daha yüksek" olduğunu söyledi.

Fathi, düzenlediği basın toplantısında, varsayımlara girmek istemediğini ancak, teknik arıza ihtimaline ağırlık verilmesinin doğru olmadığını belirtti.

Bu arada, düşen uçağın enkazını arayan bir Yunan fırkateyni, Girit adasının 230 mil güneyinde uçağa ait olabilecek iki büyük yüzen nesne buldu.

Kırmızı-beyaz renklerde plastik parçaların, uçağın telsiz cihazından sinyal alınan son noktaya yakın bir yerde bulunduğu belirtildi.

Uçak, Yunan hava sahasını terk ettikten kısa bir süre sonra ve Mısır hava sahasına girdikten birkaç dakika sonra radar ekranlarından kaybolmuştu.

Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos, uçağın düşmeden önce sağa sola ani ve keskin dönüşler yaptığını söyledi.

Kammenos, Airbus A320 tipi yolcu uçağının, 90 derece sola ve 90 derece sağa döndüğünü ve 6 bin 700 metreden yüksek bir konumdan düşüp radardan kaybolduğunu ifade etti.

İngiliz pilot: Uçuş koşulları mükemmeldi

Mısır Havayolu uçağı ile neredeyse aynı zamanlarda aynı güzergahta uçtuğunu söyleyen İngiliz Pilot Alan Carter, "Hava mükemmeldi. Ben Milan'dan Cidde'ye giden bir Boeing 747 uçağının kaptanıydım. Biz 39 bin feet irtifada uçuyorduk, onlar ise 37 bin feetteydi. Tüm hava trafiği de normal işliyordu." şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı François Hollande da, Elize Sarayı'nda yaptığı konuşmada Airbus A320 tipi yolcu uçağın düştüğünü ifade edip nasıl düştüğüne ilişkin ise henüz teyit edilen bir bilgi olmadığını söylemişti.

Hollande, "Şu aşamada, ailelerle dayanışmaya öncelik vermeliyiz (...) Bir kaza veya değil, aklımızda terör ihtimali de var" dedi.

Airbus A320 tipi yolcu uçağıyla irtibat, Yunan hava sahasından çıktıktan kısa bir süre sonra Kahire saatiyle 02.45'te kesildi.

MS804 sefer sayılı uçakta, üçü çocuk 56 yolcu, yedi mürettebat ve üç güvenlik görevlisi vardı.
Airbus da 13 yaşındaki uçağın kaybolduğunu doğruladı. Uçak dün gece 23:05'te Fransa'nın başkenti Paris'teki Charles de Gaulle Havalimanı'ndan havalanmıştı ve Mısır saatiyle 03.15'te Kahire'ye inmesi bekleniyordu.

Uçağın nasıl radardan kaybolduğuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı ama Yunan ve Mısır basınına konuşan yetkililer, "Uçağın Akdeniz'de Girit adası açıklarında düştüğünü" söylüyor.

Yunan Sivil Havacılık Birimi Müdürü Kostas Lintzerakos, Yunan Antenna televizyonuna açıklamasında, hava trafik kontrolörlerinin son uçak Kea adası semalarındayken pilotla kurdukları son iletişimde, 'pilotun herhangi bir sorundan bahsetmediğini' söyledi.

Lintzerakos, uçak Yunan hava sahasını terk ettiğinde yetkililerin pilotla tekrar iletişime geçmeye çalıştığını ancak pilotun yanıt vermediğini ifade etti.

Uçağın Mısır hava sahasının yaklaşık 16 km içinde, 11 bin 500 metre yükseklikte radardan kaybolduğu belirtiliyor. Uçakla son irtibat da kaybolmadan 10 dakika önce kuruldu.

İmdat sinyali verildi mi?

Kaybolmadan önce ise uçaktan imdat sinyali verilip verilmediğine dair ise çelişkili haberler geldi.
Mısır'ın resmi gazetesi al Ahram'ın EgyptAir açıklamasına dayandırdığı haberde, Mısır ordusunun arama kurtarma ekiplerinin uçaktan yerel saatle 04.26'da, kaybolmadan yaklaşık iki saat önce imdat çağrısı aldıklarını belirtirken Mısır ordusu ise herhangi bir imdat sinyalinin alınmadığını duyurdu.

EgyptAir Tönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmed Abdül de, uçağın havalanmasından önce de herhangi bir sorunun rapor edilmediğini belirtti.

Fransa Başbakanı Manuel Valls, uçağın akıbeti konusunda her seçeneğin masada olduğunu ifade etti ve "Bu aşamada hiçbir teoriyi gözardı edemeyiz. Mısır'da hem askeri yetkililerle hem de hükümet temsilcileriyle temas halindeyiz" dedi.

Mısır devlet televizyonunun Kahire Havaalanı'ndan bildiren muhabirinin aktardığına göre Mısır Başbakanı Şerif İsmail, henüz uçağın durumuyla ilgili teyit edilen bir bilgi olmadığını, uçağa ne olduğuyla ilgili konuşmak için erken olduğunu söyledi.

EgyptAir, uçakta 15 Fransız, 30 Mısırlı, bir ingiliz, bir Belçikalı, iki Iraklı, bir Kuveytli, bir Suudi Arabistanlı, bir Sudanlı, bir Çinli, bir Portekizli, bir Cezayirli ve bir de Kanadalı bulunduğunu aktardı.

Uçağın yapım yılının 2003 olduğu, pilotun 2101 saati Airbus 320'de olmak üzere 6275 saat uçuş tecrübesi olduğu açıklandı.

EgyptAir uçakla ilgili ellerine ulaşan son bilgileri Twitter hesabı üzerinden duyuruyor.

Havayolu şirketi ayrıca yolcu yakınları için Mısır'dan ve ülke dışından ücretsiz olarak ulaşabilecekleri telefon hattı kurdu.

Arama kurtarma çalışmalarına Yunanistan ordusundan ekipler de destek veriyor.

'Erdoğan'a hakaret şiiri yarışmasının' galibi Boris Johnson


İngiltere'de yayımlanan haftalık The Spectator dergisinin yazarlarından Douglas Murray, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret içerikli şiir yarışmasının" galibini açıkladı.

Douglas Murray, beş mısralık esprili şiir yarışmasını, eski Londra Belediye Başkanı Boris Johnson'ın kazandığını duyurdu.

Murray, iktidardaki Muhafazakar partinin önemli isimlerinden Johnson'ın şiirine de, derginin internet sitesindeki son blog yazısında yer verdi.

The Spectator yazarı, Johnson'ın, 1000 sterlinlik para ödülünü bir hayır kurumuna bağışlayacağından da emin olduğunu söyledi.

Esasında kendisine Johnson'ınkinden "daha iyi ve daha müstehcen" şiirler gönderildiğini belirten Murray, tercihinin nedenini ise şu sözlerle özetledi:

"Benim için, İngiliz bir siyasi liderin, İngiltere'nin Ankara'da halife olduğu varsayılan bir kişiye boyun eğmeyeceğini göstermesi harika bir şey.

"Erdoğan Türkiye'de muhaliflerini hapse atabilir. Almanya Başbakanı Merkel, ülkesinde Erdoğan'ı eleştirenleri hapse atabilir. Ancak biz İngiltere'de özgürce yatıp kalkıyoruz.

"Hiçbir yabancı otoritenin bize, neyi nasıl düşünebileceğimizi veya ifade edebileceğimizi söylemesine ihtiyacımız yok.

"Ve yine hiçbir yargıcın (özellikle de bir Alman yargıcın) neyi eğlenceli bulabilceğimiz yolunda bize talimat vermesine de ihtiyacımız yok."

Johnson AB karşıtı

Douglas Murray şiir yarışmasını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ve komedyen Jan Böhmermann hakkında soruşturma açılmasına izin veren Almanya Başbakanı Angela Merkel'i protesto etmek için açmıştı.
Jan Böhmermann 31 Mart'ta Almanya devlet televizyon kanalı ZDF'de yayımlanan programında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaretler içeren bir şiire yer vermişti.

Böhmermann, Alman Ceza Yasası'nın 103. maddesi uyarınca‚ yabancı devlet adamına ya da organına hakaret suçundan yargılanabilir.

Bu madde üç yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Hakaret iftira amaçlıysa, ceza beş yıla kadar çıkıyor.
Murray daha önce yarışmanın galibininin, İngiltere'de ülkenin Avrupa Birliği üyeliği için referandum yapılacak olan 23 Haziran tarihi öncesi açıklanacağını duyurmuştu.

İktidardaki Muhazafakar Parti'nin önde gelen isimlerinden olan ve kabinede de görev yapan Boris Johnson, "Hayır" cephesinin lideri konumunda.

Geçmişte Spectator dergisinin editörlüğünü de yapan Johnson, linç edilerek öldürülen Osmanlı İmparatorluğu'nun son Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı) Ali Kemal'in öz torunu Stanley Johnson'ın oğlu.
Douglas Murray de önceki ayki bir yazısında İngiltere Başbakanı David Cameron'ı, Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği destek nedeniyle eleştirmişti.

Myanmar'da Budistler Müslüman alimi işkenceyle katletti


Myanmar'ın en büyük kenti Yangon sınırları içinde bulunan bir bölgede Budistler bir İslam alimini katletti.

Müslümanlara ait Cami ve işyerleri talan edildiği Myanmar'da, Müslümanlar'a karşı şiddet olayları devam ediyor. Ordu ve emniyet güçlerinin olaylara sessiz kaldığı ülkede Müslümanlar, çetelerin saldırlarında hayatlarını kaybediyor.

Arakan yerel kaynaklarının verdiği habere göre, Arakanlılar tarafından sevilen ve sayılan bir Alim olan Moulana Abdush Shukkur, Yangon'da şehid edildi.

Yapılan açıklamada Moulana Abdush Shukkur'a işkence yapıldığı, vucudunda darp, kesik ve morlukların olduğu belirtildi.

Shukkur naaşının polisler tarafından sabah saatlerinde bir sokakta bulunduğu bildirildi.

Saldırının Budist çeteler tarafından yapıldığı ihtimalınin yüksek olduğu bildiriliyor.

Geçtiğimiz ay içinde, Arakan (Rakhine) eyaletinde bulunan ve zulüm gören Müslüman azınlık için "Rohingya" (Arakanlı Müslümanlar) ifadesini kullanmasına karşı çıkan yaklaşık 500 Budist protestolar düzenlemişti.

Ayrıca, Rakhineli Budist çetelerin saldırılar esnasında cunta yönetime bağlı polis ve askerlerin saldırganlara herhangi bir müdahalede bulunmaması açık bir işbirliği olarak görülüyor.

Suriyeli muhaliflerin yeni kahramanı ilan edildi


Suriyeli muhaliflerin yeni kahramanı: Cemil Karmo

Suriyeli muhalif savaşçı Cemil Karmo, PYD kontrolündeki Afrin'e sızarak YPG'nin medya sorumlusu ve yardımcısına suikast düzenledi. O andan itibaren ise Suriyelilerin yeni kahramanı ilan edildi...

PYD kontrolündeki Afrin'e sızarak YPG'nin medya sorumlusu ve yardımcısına suikast düzenleyen Suriyeli muhalif savaşçı Cemil Karmo, saniye saniye kaydedilen suikastin ardından kahraman ilan edildi. Suikast görüntüleri ise Pazartesi günü internette servis edildi.



CEMİL KARMO KİMDİR?

Halep'e bağlı Minnag'ın El-Kimaye köyünden olan Cemil Karmo ilk olarak PYD'ye yakınlığıyla bilinen Ceyşul Suvvar'a katıldı. Yaşadığı köyün gruba destek vermemesine rağmen Ceyşul Suvvar ile birlikte birçok çatışmaya katılan Karmo, bir süre sonra gruptan ayrılarak Azez'daki ÖSO güçlerine katıldı. Ardından da YPG'lilere yönelik suikast eylemini gerçekleştirdi.

Şimdi ÖSO mensubu olan Cemil Karmo'nun gerçek isminin Cemil Said olduğu öğrenildi.

NEDEN AYRILDI

Karmo'nun, Suriye Demokratik Güçlerine bağlı, PYD'ye yakın Ceyş'ul Suvvar'dan ayrılma gerekçesinin ise muhalif savaşçıların cansız bedenlerinin sergilenmesi olduğu öne sürüldü.

NE OLMUŞTU?

30 Nisan'da yaşanan olayda PYD güçleri, Azaz'daki çatışmalarda öldürülen 83 ÖSO savaşçısının cansız bedenlerini, davul ve zurnalar eşliğinde Afrin sokaklarında sergilemişti.

İnternette paylaşılan görüntülerde konuşan Karmo, suikasti "Mücahitlerin bedenlerine saygısızlık yapıldığı için" düzenlediğini söyledi.

ÖSO'SU SUİKASTİ ÜSTLENDİ

Pazartesi günü bir açıklama yayınlayan ÖSO'ya bağlı Kuzey Ordusu (Ceyş el Şimal) YPG medya sorumlusu ve onun yardımcısına yönelik eylemi üstlenerek Cemil Karmo'nun kendi savaşçıları olduğunu açıkladı. Açıklamada eylemin, "YPG'nin ÖSO savşçılarının cansız bedenlerine gösterdiği saygısızlığa bir cevap olduğu" belirtildi. Kuzey Ordusu, öldürülen üst düzey YPG savaşçılarının isimlerinin PR Şirin ve Ziyad Cafer olduğunu bildirdi.

FARKLI BİR İDDİA GÜNDEMDE

Ancak olayla ilgili başka iddialar da bulunuyor. Geçtiğimiz günlerde çıkan haberlerde, ABD'nin Halep'in kuzeyindeki muhalifleri yeni bir isim altında birleştirmeyi hedeflediği ve bu grup ile YPG güçleri arasında ateşkes sağlanması için çalışmalar yürüttüğü öne sürülüyordu. ÖSO gruplarının "Kuzey Ordusu" adı altında birleştirileceği öne sürülürken, yaşanan suikast olayının ÖSO-YPG işbirliğini engellemeye yönelik olduğu iddia ediliyor.

Özetle, olayın ABD'nin Halep kuzeyinde IŞİD'e karşı savaşan ÖSO ve YPG arasında ateşkes sağlama planını sabote etmek amacıyla gerçekleştirilen bir eylem olma ihtimali öne çıkıyor.

Reklam Alanı

Metaltailaco

[Featured][recentbylabel2]

Rock & Metal

[Featuredl][recentbylabel2]
Bildirim
Bildirim özelliği güncelleme aşamasındadır.
Tamam