WebKafem - Genel BLOG: Tayfun Talipoğlu
Yeni Yazılar
Yükleniyor...
Tayfun Talipoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tayfun Talipoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2016 Pazar

Sadece bakmak yetmez, görmek de lazım! - Tayfun Talipoğlu

Sadece bakmak yetmez, görmek de lazım! - Tayfun Talipoğlu
Sanırım en büyük hatamız çevremizde olan biten her şeyi izlememiz ya da bakmakla görmek arasındaki farktan hareketle her şeye bakmamız… Karşımıza filmler, diziler, reklamlar koyarlar; sadece izlemekle kalırız. Beğendim, beğenmedim arasında tercihimizi yapar ve izleyip geçeriz. Karşımıza siyasetçiler çıkar, konuşurlar; “Bizdense iyidir, bizden değilse kötüdür” diyerek üzerinde durmadan, konuşulanları eleştirip yorumlamadan tercihimizi yapar geçeriz. Kitaplar yazılır, müzikler bestelenir, halkın beğenisine sunulur; yine aynı sonu bekleyen süreç yaşanır: ya iyi ya kötü…

Neden böyle kalıplaşmalar, kısır döngüler arasındayız? Niçin her şeye ön yargıyla ve düşünce üretmeden yaklaşıyoruz? Asıl derdim İsmail Kahraman’ın yani son derece saygın bir makamı temsil eden kişinin söyledikleri üzerine ülkemizdeki durumun fotoğrafını çekerek analiz etmek. Ne demişti İsmail Bey? “Yeni anayasada laiklik olmamalı.” Kalkıp da şimdi sizinle laiklik olmalı mı olmamalı mı tartışmasını yapacak değilim, size tavsiyem siz de bunun tartışmasına bile girişmeyin.
Devamı »

26 Nisan 2016 Salı

Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner

Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner
"Kim ki gerekli gereksiz Allah, din, kitap, vatan, millet, tüyü bitmemiş yetim hakkı diye başlıyorsa söze, bil ki ya çalmaya başlamıştır ya da açıklamayacağı bir işin içine girmiştir."

Bu sözler, hep onun gibi olmaya çalıştığım ama hala başaramadığımı bildiğim babam Yunus Yalçın Talipoğlu'nun bizi yaşama hazırlarken sık sık söylediği sözlerden sadece biri. Adım adım dolaşırken ülkemi bu sözün, bir şablon gibi cuk oturduğunu gördüm insanımızın üstüne.

Tüm yediği kazıklara rağmen anlaşılmaz şekilde CHP'li olan babam, benim "kurtarıcılığa" soyunduğum yetmişli yıllarda beni karşısına alıp "bak oğlum" diye başlamış söze ve şöyle devam etmişti: "1960 İhtilali öncesi Vatan Cephesi’nin cepheleşmeyi körüklediği yıllardı. Ben Erzurum Şeker Fabrikasında çalışıyordum. Benim CHP'li olduğumu bilen adam, gelip karşıma oturuyor  ve konu olmadığı halde 'Üç oğlum var üçünü de Menderes’e kurban ederim' diye başlıyordu söze. Aynı adam 27 Mayıs'tan birkaç gün sonra yine gelip benim duyacağım şekilde 'Yahu, bunlar bizi nasıl kandırmışlar?' diye kendince günah çıkarıyordu. Oysa ona soran bile yoktu. Onun için neye, kime güveneceğini bilerek yola çık!" demişti.

Peşin yargılarımdan mümkün olduğunca arınarak çıktığım bu yollarda, bu yüzden hiç hayal kırıklığına uğramadım. Hani, umutsuzluğa kapılan arkadaşlar için anlattım bu öyküleri, bu ülkede keser ve sap çok çabuk döner.

Fıkra mı gerçek mi bilinmez  ama bir örnekle bitireyim sözümü: Bizimkilerden biri hacca gitmiş, şeytan taşlama faslında hep mercimek gibi taşlar arayıp buluyor ve şeytana atıyormuş. Diğer hacıların dikkatini çekmiş ve onca taş varken niye en küçüğünü seçtiğini sormuşlar. Bizimkinin yanıtı Türkiye özeti gibi gelmiş “Nereye gideceğimiz belli olmaz, şimdiden düşman sahibi olmayalım” demiş.

İşte bu davranış biçimi genel karakterimiz oldu neredeyse. Bir gün vatansever olarak ödüller alabilir; ertesi gün vatan haini ilan edilebilirsiniz. Bir gün demokrasi kahramanısındır, ertesi gün "darbeci".

Yani, bizi bu ülkede olanlar artık hiç şaşırtmıyor. Bu yüzden de tepkilerimizi yitirdik ve kolaylıkla alışabiliyoruz her şeye.

 Tayfun Talipoğlu/abcgazetesi

29 Mart 2016 Salı

Üzerimizde güçlü bir yelek: Ahlâk yeleği - Tayfun Talipoğlu

Üzerimizde güçlü bir yelek: Ahlâk yeleği - Tayfun Talipoğlu

Fidel Castro, Birleşmiş Milletler’deki ilk konuşmasını yapmak için Amerika’ya giderken gazeteciler, “Kurşun geçirmez yelek giydiğiniz söyleniyor, doğru mu?” sorusu üzerine Castro şöyle yanıt verir: Üzerimde daha güçlü bir yelek var. O da ahlâk yeleğidir.*

Castro’nun bu konuşması belki de ahlâk felsefesi üzerine düşünceler üreten filozofların söylemlerinden bile daha güçlü ve daha yankılıdır. Peki, ahlâk nedir? Tanımdan çok pratiğe bakalım. Ahlâk için neyin yapılıp neyin yapılmaması önemlidir ama unutulmamalıdır ki ahlâkın normları yoktur, son derece öznel bir konudur çünkü nelerin yapılıp nelerin yapılmayacağının toplumdan topluma değişmesi çok normaldir. Ama insanlığın genel olarak uzlaşmaya vardığı genel ahlâksal değerler vardır ki uzlaşılan bu değerlere ahlâk normları diyebiliriz ve bu ahlâksal normlara karşı gelmemiz insanlığa karşı gelmek kadar tehlikelidir. Tehlikeler de korku yaratır.
Devamı »

Reklam Alanı

Metaltailaco

[Featured][recentbylabel2]

Rock & Metal

[Featuredl][recentbylabel2]
Bildirim
Bildirim özelliği güncelleme aşamasındadır.
Tamam