WebKafem - Genel BLOG: chp
Yeni Yazılar
Yükleniyor...
chp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
chp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2016 Perşembe

Hedefteki Adam Kılıçdaroğlu - Güner Yiğitbaşı

Hedefteki Adam Kılıçdaroğlu - Güner Yiğitbaşı KILIÇDAROĞLU; CHP lideri olarak biraz kıpırdanmaya başlayıp, tek adam esasına dayalı başkanlık sistemini getirmeye çalışan AKP ve Saray'a yönelik  muhalefetinin  dozunu biraz artırdı ya, AKP yandaşları ve havuz medyası endişeye kapılmış olmalı ki,CHP Genel Başkanı KILIÇDAROĞLU'nu hedeflerine aldılar.

Sayın KILIÇDAROĞLU, dün (11/05/2016) katıldığı TOBB'un 72. Genel Kurulunda, bize göre bugüne kadar yapmış olduğu konuşmaların en iyisi olan etkili bir konuşma yapmış ve bu konuşmasında, genel kuruluna katıldığı TOBB dahil, sivil toplum kuruluşlarının ve diğer anayasal kuruluşların, ülkenin demokrasisine ve laik düzenine yönelik saldırılara sessiz kalmalarını eleştirerek, demokrasinin ve laikliğin savunulmasına ilişkin muhalefet yapma görevinin, tek başına kendi üzerlerinde kadığını beyan ederek sitemde bulunmuş ve aynı konuşmasında, “bir kişi konuşacak,istediği adam hapse girecek. Böyle bir başkanlık sistemini, bu ülkede kan dökmeden gerçekleştiremezsiniz” diyerek, laik demokrasiye sonuna kadar sahip çıkacaklarını, laik demokrasiyi koruyacaklarını dile getirmiştir.

Devamı »

8 Mayıs 2016 Pazar

CHP, taraftar grupları kadarını bile yapamadı - Nahit Duru

CHP, taraftar grupları kadarını bile yapamadı - Nahit Duru
Gündem çok yoğun. Her an, her saniye değişiyor, belki de özellikle değiştiriliyor.  Başkanlık konuşurken, Başbakan ve AKP genel Başkan krizi çıkıyor ortaya, sonra terör, Kilis'e IŞİD tarafından atılan bombalar, burada yaşayan insanların kenti terk etmeleri, daha niceleri...

Muhalefet, özellikle MHP kendi derdinde.

Kendisinden çok şey beklenen CHP  ise, gündem oluşturmak bir yana, AKP'nin yarattığı suni gündemi takipte bile zorlanır hale geldi.

Bir konuya odaklanacakken, hemen gündem değişiyor, özellikle değiştiriliyor ve CHP izlemekten yorgun düşüp, unutuyor adeta önemli konuları...
Devamı »

Sayın Kılıçdaroğlu’na Açık Mektup - Mehmet Halil Arık

Sayın Kılıçdaroğlu’na Açık Mektup - Mehmet Halil Arık
Sayın Kılıçdaroğlu;
Bu mektubu size bir CHP  üyesi olarak yazıyorum.
Bu satırlar, övgü düzmek adına kaleme alınmadı. Yermek adına da alınmadı. Ama -bazılarına göre haddini aşan türünden– eleştirilerim olacağını da peşinen ifade edeyim.
Eğer bunu yapmazsam, sosyal demokrat kimliğimden, savunageldiğimiz düşüncelerimi özgürce ifade hakkımdan uzak kalmış olurum diye düşünüyorum.
Bir AKP’liden en bariz farkımız da bu değil mi?..
Ben öğretmenim… Uyarmak görevim. İyi’yi takdir etmeyi bildiğim kadar, eleştirmeyi- teşhir etmeyi de görevim bilirim.
Konumuz; Davutoğluna verdiğiniz helallik üzerinedir.
*
Sayın Genel Başkanım:
Makamlar hizmet için ihdas edilmiştir. Ve o makamlarda birileri mutlaka oturacaktır. Önemli olan o makamların boş bırakılmaması değil doldurulmasıdır.
Hakkıyla doldurulan makamlar, makam sahibine yüklediği görev ve sorumluluklar kadar saygınlık da yükler.
Birilerinin eline tutarak gelinen makamların sahibi, o eli utandır.
Devamı »

5 Nisan 2016 Salı

Bir Bardak Suda Fırtına Yaratanlara Bakınız - Güner Yiğitbaşı

Bir Bardak Suda Fırtına Yaratanlara Bakınız - Güner Yiğitbaşı

CHP Genel Başkanı KILIÇDAROĞLU'nun grup toplantısında yaptığı konuşmayı, KILIÇDAROĞLU'nu ve onun şahsında CHP'yi yıpratmak için, istismar ederek, asıl anlamından saptırarak, amacını aşacak bir şekilde ve kendi akıllarından geçtiği gibi belden aşağı anlamlandırarak KILIÇDAROĞLU'na yönelik yargısız infaz girişiminde bulunan,KILIÇDAROĞLU'ndan özür dilemesini bekleyen iktidar mensubu ve yandaşı beyler ve bayanlar; terörü azdırarak,kendi ellerinizle besleyerek, ülkeyi göz göre göre kan gölüne çevirdiğinizi itiraf edip halkımızdan özür dilemeden,ne demek istediğini pek ala anlamanıza rağmen, anlamazlıktan gelerek, söylenenleri amacından saptırıp bel altı anlamlar yükleyerek, KILIÇDAROĞLU'ndan özür dilemesini beklemeye, asla  hakkınız yoktur.

Devamı »

28 Mart 2016 Pazartesi

5 dalton için 78 milyonun geleceğiyle oynuyorlar!

5 dalton için 78 milyonun geleceğiyle oynuyorlar!

CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem, katıldığı bir canlı yayın programında ABD’de tutuklu bulunan Reza Zarrab’a açılan davaya ilişkin dikkat çekici iddialarda bulundu.
ABD’nin Zarrab için yaptığı teknik takibe eski dört bakandan ziyade, mevcut kabineden de bakanların takıldığını belirten Erdem, “Teknik takibe 4 bakandan ziyade, kabindeki mevcut kişiler de takılmış, AKP’li bürokratlar da takılmış. Bu şunu gösteriyor, bu soruşturma bağlamında Reza Zarrab öyle ya da böyle konuşacak. Zarrab AKP’nin kara kutusudur ve şu anda AKP’nin kara kutusu ABD’de tutuklu. Geçen bir canlı yayında söylediğim gibi Zarrab, ABD’ye gitmeden önce İstanbul’da lüks bir restoranda 3 FBI mensubuyla görüştü. Belli bir anlaşmayla gitti zaten. FBI ve savcılık muhtemelen Zarrab’a dokunmayacağı yönünde güvence verdi. Şimdi iktidar cenahı diyor ki ‘Bizim Reza’yla ne alakamız var’. Reza Zarrab, İran’a yönelik ambargoların delinmesi bağlamında yargılanıyor. Şu husus çok önemli: Zarrab’ın Türkiye dışındaki para trafiğinin merkezinde de AKP var. Reza’nın Çin’de açtığı 7 şirkete Muammer Güler referans yani kefil oldu, bu alakasızlık? Reza’nın Türkiye vatandaşlığına geçirilmiş olması mı alakasızlık? Reza’nın yurtdışındaki tüm kirli ilişkilerinin ve kara para sirkülasyonunun merkezinde bu kişiler var. ABD’de Reza’yla birlikte aslında AKP de yargılanıyor ve Zarrab’ın suçunu itiraf etmesi bile bakanların suçlanması için yeterli.” dedi.
İçeride soruşturma başlamaması durumunda Türkiye’nin güvensiz ülke ilan edileceğini ifade eden Erdem, “Biliyorsunuz, Türkiye’de bir üretim ekonomisi yok; sıcak sermaye ve kara parayla ekonominin çarkları döndürülmeye çalışılıyor. Sarrab’ın olası bir suç itirafında, yabancı sermayeye muhtaç ve mahkum hale getirilen ülkemize ambargo uygulanır, kamu bankalarımız uluslararası kara listeye alınır. Bu durum ekonomik olarak geridöndürülemez bir krizin başlangıcı olur. Şu an tüm ekonomimiz Erdoğan’ın kişisel ilişkileri sonucu sıcak parayla idare ediliyor, üretim sıfır. Patatesi bile yurtdışından ithal ediyoruz. Rusya’yla, İran’la, komşularımızla ilişkilerimiz bitme noktasında. Turizm nedeniyle insanlar zararına otellerini satıyorlar. O çok güvendiğimiz Suudi kara parası ve Katar sermayesi, uluslararası sermayenin aleyhte alacağı bir kararla direkt olarak ülkemizden çekilir. Acilen ülkemizde bir soruşturma başlatılmalıdır diye boşuna uyarmıyoruz. Bir de şu hususun altını çizmek gerek: Mevcut iktidarla mücadele ederken asla ABD’nin bir yaptırımını esas alarak ve gölgesine sığınarak bu siyasi mücadele sergilenemez. Bazı muhalif çevrelerde ABD’nin yaptırımlarından medet uman bir yaklaşım görülüyor. Bizim tek derdimiz, ülkemizin bağımsız ve demokratik bir ülkeye dönüşmesi adına kamburlarından kurtulmasıdır.” dedi.
ERDEM: “ASIL SORUN AMBARGOYU DELMEK DEĞİL, KOLUNA 250 BİN LİRALIK SAAT TAKMAK!”
Zarrab’la girilen ilişki sonucu siyasilerin zenginleştiğini vurgulayan Erdem, “Bu davada bizi ilgilendiren, ambargonun tanınıp tanınmaması değil. Ambargo döneminde İran’la en yüksek ticari hacimde iş yapan Almanya’ydı. Bir ambargoya uymamanın elbette uluslararası sözleşmelere aykırılığı söz konusu, ancak burada mesele o ambargonun tanınmayışıyla beraber, o dönemde rüşvet ve kişisel nemalanma yoluyla haksız kazanç sağlayarak rant elde edilmesidir. Ambargoyu delmek değil, koluna 250 bin liralık saat takmak asıl mesele. Bir devlet siyasi stratejisi gereği ambargoların dışında hareket edebilir –ki aslında uluslararası anlaşmalar gereği etmemelidir– ama ambargoların dışına kişisel olarak zenginleşmek için çıkamaz. Reza’nın vatandaşlığa geçişi ve Reza’nın yanındaki korumanın tahsisi kadar ayrıcalıklı bir kişiliğe dönüşmesinin sebebi, Reza’nın siyasileri fazlasıyla zengin etmiş olmasıdır, ambargo değil. Bizi ilgilendiren en önemli kısım ise ABD’deki yargılamanın Türkiye’ye olumsuz etkileridir. Eğer zerre kadar haysiyet, vicdan ve onuru olan bir Cumhuriyet Savcısı varsa, cumhuriyeti müdafaa etmek adına ivedilikle harekete geçmelidir. ABD’de yargılama devam ederken, Türkiye’nin bir hedef haline getirilmemesi için Reza’yla işbirliği yapanların yargılanması gerekir.” dedi.
ERDEM: “BEŞİNCİ DALTONU MERAK EDENLERE SÖYLÜYORUM: 5. DALTON EFKAN ALA’DIR!”
Sadece eski bakanların değil, mevcut bakanların da suçu sürdürdüğünü ifade eden Erdem, “Reza Zarrab’ın mahkemede isim vermesine gerek yok, ‘ben yaptım’ diyerek suçu itiraf etmesi bakanların suçlanması için yeterli. Erdoğan Bayraktar bu süreçte aklandığını ve talimatla iş yaptığını belirtti. Kendisinin başbakanın talimatlarını Anayasanın sınırlarını aştığı halde esas alması, onun Başbakana sadakatini gösterir. Anayasayı esas almak yerine suç olduğu halde başbakanı esas aldığı içinAnayasaya karşı suçlar bağlamında müebbetle yargılanmalıdır. Başbakan değil kim olursa olsun, Anayasanın sınırları içinde hakeret etmeniz gerekiyor. Talimatla Anayasayı ilga etmek terör fiilinden farksızdır. Geçtiğimiz günlerde ‘5 tane dalton için 78 milyon insanın ciddi riskle karşılaştığından’ bahsetmiştim. Herkes 5. Daltonun kim olduğunu sordu. Muammer Güler’in Reza’ya sağladığı imtiyaz, Efkan Ala’nın bakanlığı sürecinde de devam etti, korumalar yine tahsis edildi. 5. Dalton Efkan Ala’dır. İktidar partisi yeni bakanlardan daha çok korksun.” dedi.
ERDEM: “CUMHURBAŞKANI REZA’YI TUTUKLAYAN POLİSLERDEN ÖZÜR DİLEYECEK!”
Türkiye’nin zarar görmemesi için hemen yargılama yapılması gerektiğini belirten Erdem, “Ben tekzibi olmayan bir gazetecilikten geliyorum, maalesef öngörülerimin çoğu gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Reza’yı tutuklayan polislerden bir gün özür dilecek. Şu an 5 daltonu korumayı, 78 milyonu korumaktan daha evla görüyor. İran mesela asıl ambargodan kurtulmak isteyen merkezken, Zencani’yi gözü kapalı çizdi. Bu kişiler geçmişte İran’ın ekonomik sistemi adına kullandığı adamlardı, sistem değişince küresel ekonomiye kapılarını açan İran, bunlara yer olmadığı için tasfiye etti.
ERDEM: “AKP DOKUNULMAZLIK KONUSUYLA ŞARK KURNAZLIĞI YAPIYOR”
Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunun istismara açık olduğunu belirten Erdem, “Türkiye’nin başında bir çift başlılık lafzı tutturulmuş gidiyor, sanki başbakan Erdoğan, cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer. Şu an aynı ideolojik kökenden gelen iki kişi ülkenin başında, peki o zaman sorun ne? Sorun, birilerinin ‘ben parlamenter sistemin benim meşruiyet alanımı sorgulayabilecek bir rejim olduğunu düşünüyorum, bizim kapalı sisteme geçmemiz gerekiyor, kapalı ekonomi, kapalı yargı, tıpkı Brunei kralı gibi olurum’ hesabıdır. Bunlar parlamenter sistemi tasfiyeye dönük yaklaşıma giriyorlar. Dokunulmazlıkları kaldıralım meselesi, bütün dokunulmazlıkları sınırlamak olarak hesaplanıyor. Yanlışlık olmasın, AKP dokunulmazlıkları kaldırılmıyor, sadece halihazırdaki fezlekeleri bir seferliğine işleme sokmak istiyor. Zaten yargı ellerinde ve vekillerinin dosyasına takipsizlik verileceğini biliyorlar. Ama muhalefet vekillerine sürekli yeni davalar açılıyor. Sadece benim Cumhurbaşkanına hakaretten 2 fezlekem var ve 14 aydan başlıyor cezası. Benim durumumda olan en az 150 vekil var. Yargı inanılmaz taraflı bir durumda. Geçtiğimiz gün ‘Lale Devri sarayları’ dediğim için Cumhurbaşkanına hakaretten dava açıldı. AKP ‘550 vekilin dokunulmazlığını kaldıralım’ dese biz zaten varız, hukuk önünde eşit olmayı savunuyoruz. Ancak yargı onların elinde olmasına rağmen bunu kabul etmiyorlar, onun yerine mevcut fezleke üzerinden işlem yapılsın deniyor. Dokunulmazlık üzerinden AKP, toplumsal muhalefeti hedef alıyor. Biz, CHP olarak, hesap vermekten hiçbir şekilde korkmuyoruz.” dedi.
ERDEM: “NEREDE HUKUKSUZLUK VE HAYDUTLUK VARSA BİZ ORADA OLACAĞIZ”
Programda CHP’de bazı isimlerin TV kanallarına kayyum atanmasına karşı çıkan vekillere yönelik açıklamasına değinen Erdem, “Bu hukuksuzluk kime yapılırsa biz onun yanındayız dedik. Yanlışın karşısında olmak erdemli olmaktır. Ergenekon ve Balyoz Davası gibi davalarda sorunlar yaşamış olan, belli hassasiyetleri olan vekil arkadaşlarımızın açıklamalarını anlayışla karşılıyorum. Zaten ikili mülahazalarda sık sık konuşuyoruz. Cemaate yönelik cemaatin kendisinin de özeleştirileri oldu, bizim de zamanında yaşanmış mağduriyetlere karşı sert eleştirilerimiz oldu. Ancak bugün muhalefetin elinde hiçbir TV kanalı, medya organı kalmadı neredeyse. Kayyım atamalarıyla yapılan şey haydutluktu, hukuksuzluktu, Anayasanın gaspıydı. Geçmişin bagajlarından kurtulmamız lazım, dün Ergenekon için ‘ben bu davanın savcısıyım’ diyenler, bugün de toplumsal muhalefeti yok etmeyi amaçlayan siyasetin odak noktası. Yarın Cumhuriyet’in, Sözcü’nün de başına kayyım gelebilir. Hürriyet’in de başına da gelecek dedik ama gerek kalmadı, Aydın Doğan’a dava açıldı zaten. Şimdi Hürriyet objektif haber yapıyor diyebiliyor muyuz? Biz Hürriyet’ten muhalif haber yapmasını beklemiyoruz, objektif haber yapsın yeter. Ama şurada açık bir gerçeklik var. Hürriyet’te Davutoğlu’nun olduğu kadar Kılıçdaroğlu haber oluyor mu? AKP’li vekillerin haber olduğu kadar muhalefet partilerin vekilleri haber oluyor mu? Biz ne olursa olsun, mağdurun yanında yer almalıyız.” görüşlerini ifade etti.

Reklam Alanı

Metaltailaco

[Featured][recentbylabel2]

Rock & Metal

[Featuredl][recentbylabel2]
Bildirim
Bildirim özelliği güncelleme aşamasındadır.
Tamam