WebKafem - Genel BLOG
Yeni Yazılar
Yükleniyor...

18 Mayıs 2016 Çarşamba

Nokia piyasaya geri dönüyor


Finlandiya'nın yakın tarihteki en başarılı markası Nokia, cep telefonu ve tablet piyasasına Android işletim sistemiyle geri dönüyor.

1990'ların sonu ve 2000'lerin başında birbirinden popüler modelleriyle cep telefonu piyasasına yön veren Finlandiya'nın lokomotif şirketi Nokia, Çinli şirket HMD Global çatısı altında yeniden piyasaya dönmeye hazırlanıyor.

Şirketten yapılan açıklamaya göre yeni telefon ve tabletler Nokia markasıyla ve Android işletim sistemi yüklü olarak tüm dünyada piyasaya sürülecek.

Samsung ve Apple ile baş edemeyince şirket değeri giderek düşen Nokia, 2011 yılında Microsoft şirketiyle anlaşarak sadece Windows Phone işletim sistemi içeren Lumia cihazlar üretmeye başlamıştı. İki yıl sonra teknoloji devi Microsoft, Nokia'yı 7 milyar dolara satın aldığını açıklamış, 25 Nisan 2014'te şirketin birleşimi tamamlanmıştı.

Bu tarihten sonra Windows Mobile bünyesinde faaliyet gösteren ve daha ziyade telekomünikasyon altyapısı ve network cihazlarını geliştirmeye odaklanan Nokia, 2016 Ocak ayında bir başka eski cep telefonu devini, Fransa'nın Alcatel firmasını bünyesine kattı.

HMD Global şirketinin bünyesindeki Foxconn, Microsoft'tan Nokia'nın isim haklarını, giriş seviyesi ürünlerini ve Vietnam'daki fabrikasını kullanma hakkını 350 milyon dolar karşılığında satın aldı. Şirket birleşimi bu yılın ikinci yarısı tamamlanacak. Çinli şirket, markaya ilk etapta 500 milyon dolar yatırım yapmayı planlıyor.

Bir zamanların bir numaralı cep telefonu üreticisi, telekomünikasyon sektörüne öncülük ederek bugün kullandığımız LTE de dahil birçok teknolojiyi dünyaya kazandırdı. Kuzey Avrupa ülkesi Finlandiya'nın en başarılı markası olan Nokia, 1865 yılında kuruldu.

Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na tazminat davası


Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP lideri Kılıçdaroğlu hakkında, grup toplantısında kullandığı ifadeler nedeniyle 100 bin liralık manevi tazminat davası açtı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na, 17 Mayıs Salı günü grup toplantısında kullandığı ifadeler nedeniyle 100 bin liralık manevi tazminat davası açtı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatları Hüseyin Aydın ve Tuğba Sağlam Eker'in Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'ne verdiği dava dilekçesinde, Kılıçdaroğlu'nun, partisinin 17 Mayıs 2016'daki TBMM grup toplantısındaki konuşmasında, Erdoğan'ın "şahsiyet haklarına saldırı kastıyla fevkalade ağır hakarette bulunduğu" ifade edildi.
Kılıçdaroğlu'nun konuşmasında, "Erdoğan'ın onur ve saygınlığına yönelik ifadeler" sarf ettiği belirtilen dilekçede, Kılıçdaroğlu'nun sözlerine yer verildi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, "TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmasındaki "çirkin tavrını ve Erdoğan'a hakaret etmeyi sürdürdüğü" belirtilen dilekçede, davalının bu ifadeleri nedeniyle eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı savunuldu.
Dilekçede, şu ifadelere yer verildi:

"Öncelikle şu hususu vurgulamak gerekir ki davalının, yukarıda özetlenen açıklamaları, her türlü insani ve ahlâki değerden yoksun, Türk siyasetinde emsali olmayan seviyesiz ve düzeysiz açıklamalardır. Davalı her defasında bir önceki seviyesiz ve düzeysiz açıklamalarına yenilerini ekleyerek üslûbunu çirkinleştirmektedir. Davalı marazi bir şekilde Cumhurbaşkanı'na hakaret etmeyi itiyat haline getirmiştir. Davalının açıklamalarının akıl, mantık ve vicdan ölçeğinde bir izahı da bulunmamaktadır. Davalının muvazenesini yitirdiği hususunda artık tereddüt bulunmamaktadır."

"Kimin terörü desteklediği, kimin yardım yataklık ettiği, kimin kanla beslendiği, kimin namus ve şeref yoksunu olduğu, kimin malı götürdüğü, kimin pislik yaptığı hususunda söylenecek çok söz olmakla birlikte, bu minvalde yapılacak açıklamaların davalının düzeysiz ve seviyesiz açıklamalarına az da olsa bir değer atfetmek anlamına geleceğinden bu çerçeveye bu aşamada girilmeyecektir" denilen dilekçede, söz konusu tartışmaların milletin önünde yaşandığı vurgulandı. Dilekçede, "Milletimiz engin irfanıyla, teröre gerçekten yardım edenleri, yolsuzluk yapanları, kandan beslenenleri, namus ve şeref yoksunu olanları ayırt edebilmekte ve her seçimde cezalandırmaktadır" denilerek, Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarının düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilip hukuken mazur görülmesinin mümkün olmadığı belirtildi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Kan dökmeden başkanlığı getiremezsin" sözünü grup toplantısında aynen tekrarlamış, "Böyle bir demokrasiyi bizim bedenimizi çiğnemeden hayata geçiremezsin. Nokta" demişti.

Kılıçdaroğlu, sözlerine tepki gösteren Erdoğan'a sert sözlerle yanıt vermişti.

Gülen Cemaati lideri Fethullah Gülen'in yeğeni gözaltına alındı


İzmir'de "paralel yapı"ya yönelik 80 adrese eş zamanlı düzenlenen operasyonda, Gülen Cemaati lideri Fethullah Gülen'in yeğeni de gözaltına alındı.

İzmir ve Manisa merkezli 6 ilde "paralel yapı"ya yönelik operasyonda 49 kişi gözaltına alındı. İzmir'de, eğitim ve mali yapılanmaya yönelik operasyonda, Fethullah Gülen Cemaati'nin "dershaneler ile okullar Türkiye sorumlusu olan M.M.G." de gözaltına alındı. Bu kişi Gülen Cemaati lideri Fethullah Gülen'in yeğeni. Manisa'daki operasyonun ise Cemaat'in "sivil Emniyet imamlarıyla, onlarla bağlantıda olan polislere" yönelik olduğu açıklandı.

İzmir ve Manisa Cumhuriyet başsavcılıklarının "paralel yapı" iddialarına yönelik ayrı ayrı yürüttüğü soruşturmaların tamamlanmasından sonra sabah saatlerinde operasyon aşamasına geçildi. Saat 6:00 sıralarında İzmir merkez, Karşıyaka ve Bergama ilçelerini kapsayan ilk operasyon, Cemaat'in eğitim kurumları ile mali yönden destek sağlayan kişilere yönelik yapıldı. Yaklaşık 500 polisin 80 adrese yaptığı operasyonda, şu ana kadar 29 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınması planlanana birçok kişinin de, adreslerde bulunmadığı ortaya çıktı. Operasyonda gözaltına alınan 29 kişi arasında, Cemaat'in "dershaneler ile okullar Türkiye sorumlusu olan Fethullah Gülen'in yeğeni M.M.G.", "Bergama ilçesi Emniyet imamı", "Bergama kadınlar imamı" ile "Karşıyaka muhasebecisi"nin de olduğu öğrenildi. Ayrıca, Bergama'daki Ali İpek Öğrenci Yurdu ile Bakırçay Sanayici ve İşadamları Derneği binalarında da arama yapıldı. Gözaltına alınan 29 kişi, İzmir Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Manisa'da 'Emniyet imamlarına' gözaltı

"Paralel yapı" iddiasıyla Manisa merkezli 5 ildeki operasyonlar ise Cemaat'in, "sivil Emniyet imamları" ile onlarla bağlantılı polislere yönelik yapıldı. Gözaltına alınan 20 kişi arasında yer alan "Emniyet imamları"nın, farklı kurum ve kuruluşlarda görev yaptıkları ancak polislerden sorumlu oldukları, onları çalışmalarda yönlendirdikleri öne sürüldü. Bu operasyonda gözaltına alınanlar da Manisa Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

Oya Aydoğan'ın cenazesinde dikkat çeken saygısızlık


Oya Aydoğan'ın cenazesinde dikkat çeken bir saygısızlık yaşandı. Pazar sabahı hayatını kaybeden Oya Aydoğan kalabalık bir cenaze töreninde son yolculuğuna uğurlandı. Adeta ünlü akınının yaşandığı töreni bu anlamda fırsata çevirmeye çalışanlar da oldu! Esin Övet Oya Aydoğan'ın cenazesinde yaşanan olayı köşesine taşıdı.

Oya Aydoğan'ın cenazesinde hoş olmayan görüntüler yaşandı. Esin Övet bugün Habertürk'teki köşesinde Oya Aydoğan'ın cenazesinde yaşanan selfie çılğınlığına değindi. Övet, "Tamam bizim normal insana saygımız yok ama cenazeye, ölüye, hayatını kaybedene de yok" dedi.

İşte Esin Övet'in yazısından o kısım:

Bir kadın gelip Sibel Bilgiç’e “Hülya Avşar ne zaman gelecek?” diye sordu. Bir adam Polat Yağcı’nın eline telefon tutuşturmaya çalışıyordu. Nedeni de taziyeleri kabul eden Oya Aydoğan’ın oğlu Gurur’la fotoğraf çektirmek istemesi. Hatta birkaç kişi Gurur’la selfie yapmaya çalışıyordu. Ciddi bir selfie yarışı vardı. Bir ara Cenk Eren, Safiye Soyman ve Ceylan bir köşede duruyorduk. Birkaç yaşını başını almış kadın ellerindeki cep telefonlarıyla görüntü alıyorlardı. Hatta video çekiyorlardı. Gelen çiçekleri dahi çekiyorlardı. Gazeteciler bu kadar kapsamlı çalışmıyor. Cenk Eren’in yanına gelip defalarca “Fotoğraf çektirebilir miyiz?” diye soranlar oldu.

Ben bir ara Oktay Kaynarca ve Pelin Akat’la sohbet ediyordum. Karşımızda kocaman üç adam ellerinde telefonla Oktay Kaynarca’yı görüntülemeye uğraşıyordu. Hatta bir kadın küçücük çocuğunu ünlülerle fotoğraf çektirmek için itiyordu. O kadını daha sonra Ulus Mezarlığı’nda mezar başında gördüm. Çocuk en öndeydi. Kadir İnanır gelince derinlerden “Koş koş Kadir İnanır geldi” diye bir erkek sesi duydum. Ben gazeteciler sandım ama hiç öyle değildi. Fotoğraf çekmek için ünlü kollayan bir hayrandı. Tamam bizim normal insana saygımız yok ama cenazeye, ölüye, hayatını kaybedene de yok. Ne tuhaf insanlarız. Benim aklım almıyor. Almayacak. Hayır ünlüler de haklı olarak sıkılıyor, bunalıyor. Biri o sinirle kötü bir şey yapsa herkes “Vay şımarık ünlüler” diye söylemediğini bırakmaz. Ama ortada bir cenaze var. Normal zamanda fotoğraf çektirmek istemeyen ünlüye kızıyorum ama cenazelerde yapmayın hanımlar beyler. Gerçekten çok ayıp yapmayın. Az biraz utanın. Az biraz sıkılın. Az biraz saygılı olun. Sizin acınız olduğunda hangi kafalarda oluyorsunuz bilmiyorum ama yapmayın. Yazıktır, günahtır.

CENAZEDE VEFASIZLIK OLMADI
Oya Aydoğan cenazelerde yaşanan vefasızlıktan hep dert yanar ve çok korkardı. Hatta “Benim cenazeme kimse gelmeyecek. Birkaç kişi gelirse iyi. Yeşilçam’da kimse birbirine sahip çıkmaz” derdi. Oya Aydoğan kendi cenazesini görse inanamazdı. Şok geçirirdi. Çünkü herkes ordaydı. Gün boyu “Oya görse bu durumu inanamaz. Tam da istediği gibi oluyor” yorumu yapıldı.

Münir Özkul'un son sağlık durumu ile ilgili açıklama kızı Güner Özkul'dan geldi


Türk sinemasının efsane oyuncularından Münir Özkul, uzun bir zamandan beri sağlık sorunlarıyla uğraşıyor. Münir Özkul son sağlık durumu ile ilgili açıklama kızı Güner Özkul'dan geldi. İşte Münir Özkul'un sağlık durumu ile ilgili detaylı bilgiler...

Zaman zaman hakkında yapılan öldü haberleriyle hayranlarını korkutan Özkul hakkında en sağlıklı bilgi kızı Güner Özkul’dan geliyor. Güner Özkul, geride bıraktığımız gün, Ses Tiyatrosu’nda gerçekleştirilen ‘kavuk’ töreninde boy gösterdi. Geleneksel Türk tiyatrosunun son temsilcisi İsmail Hakkı Dümbüllü'nün kavuğu, geçtiğimiz günlerde Beyoğlu’ndaki Ses Tiyatrosu’nda düzenlenen törenle Ferhan Şensoy’dan Rasim Öztekin’e devredilmişti.

BİR DEĞİŞİKLİK YOK

Bu özel geceye katılanlar arasından Yeşilçam’ın usta ismi Münir Özkul’un kızı Güner Özkul da vardı. Babasının sağlık durumu hakkında konuşan Güner Özkul, “Stabil diyoruz. Bir değişiklik yok. Tabi ki daha iyiye gitmeyecek, ama daha kötü olmaması için uğraşıyoruz” dedi.

MÜNİR ÖZKUL KİMDİR?

Münir Özkul (d. 15 Ağustos 1925, İstanbul), Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.

Biyografi

İstanbul Erkek Lisesi mezunudur. Sanat hayatına henüz lise öğrencisiyken 1940 yılında Bakırköy Halkevi'nde tiyatro ile başladı. Bir süre İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne ve Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü'ne devam etti. 1948'de Ses Tiyatrosu'nda sahnelenen aşk Köprüsü oyunuyla profesyonel oldu. Daha sonra Muhsin Ertuğrul'un yönetimindeki Küçük Sahne'ye geçti.[1] Bu dönemde John Steinbeck'ten Fareler ve İnsanlar (1951), John Millington Synge'den Babayiğit, George Axelrod'dan Yaz Bekarı (1954), John Patrick'ten Çayhane (1955) gibi oyunlarda oynadı. Daha sonra İstanbul Şehir Tiyatroları'nda (1958-59), Ankara Devlet Tiyatrosu'nda (1959-60) ve Aksaray'daki Bulvar Tiyatrosu'nda arkadaşlarıyla kurduğu kendi topluluğunda (1960-62) çalıştı. 1963-67 arasında çeşitli topluluklarla turnelere çıktı; zaman zaman sahneden uzak kaldığı dönemler oldu. Yer aldığı özel tiyatrolarda Sadri Alışık, Cahit Irgat, Nevin Akkaya ve Şükran Güngör gibi oyuncularla görev aldı.

1978'de yeniden Şehir Tiyatroları'na döndü. 1983-84'te, daha önce kendi topluluğunda (1961) sahneye konan ve büyük ilgi gören, Jean Anouilh'in Generalin Aşkı oyunuyla Dormen Tiyatrosu'nda sahneye çıktı. 1980'lerin ortalarında Ferhan Şensoy'un Ortaoyuncular topluluğuna katıldı, aralarında İstanbul'u Satıyorum'un da yer aldığı dört oyunda rol aldıktan sonra sahnelere veda etti.

Özkul 1968'de Altan Karındaş topluluğunda oynanan Sadık Şendil'in Kanlı Nigar oyunundaki rolüyle İlhan İskender Armağanı'nı kazandı. Gene bu başarısı üzerine İsmail Dümbüllü, Kel HASAN'dan devraldığı 50 yıllık simgesel kavuğu Özkul'a verdi (Özkul bu kavuğu 1989'da Ferhan Şensoy'a devretti.). Daha önce de oynadığı Haldun Taner'in Sersem Kocanın Kurnaz Karısı (1978) oyunundaki rolüyle Avni Dilligil (1978), Ulvi Uraz (1979), İsmet Küntay (1979) ve İsmail Dümbüllü (1980) ödüllerini kazandı.

Özkul 1950'lerden itibaren sinemada da rol almaya başlamıştır. İlk dönem filmlerinden dikkat çekenleri Edi ile Büdü, Balıkçı Güzeli ve Kalbimin Şarkısı'dır. 1965'ten sonra sinemadaki karakter rolleriyle övgü toplayan Özkul, özellikle 1970'li yıllarda, kalabalık kadrolu ve genellikle Ertem Eğilmez'in yönettiği filmlerde önemli roller aldı. En bilinen rollerinden biri onunla özdeşleşen Hababam Sınıfı serisindeki Özel Çamlıca Lisesi'nin tatlı sert müdür yardımcısı Kel Mahmut tiplemesi oldu. Özkul'un kadrosunda yer aldığı bu dönemde çekilen kalabalık kadrolu aile filmlerinden bazıları Mavi Boncuk, Bizim Aile, Aile Şerefi, Gülen Gözler, Neşeli Günler, Gırgıriye ve Görgüsüzler olarak sayılabilir. Bu filmlerin büyük kısmında Adile Naşit'le beraber, Türk sinemasının unutulmaz ikililerinden birini oluşturmuştur. 1980 sonrası ise dönemin akımı olan video için çekilen pek çok filmde rol almıştır.

Kariyeri boyunca 200'den fazla filmde rol alan Özkul, Sev Kardeşim filmindeki oyunuyla 1972 Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Erkek Karakter Oyuncu seçildi. Bizim Aile filmindeki Yaşar Usta rolüyle de 1977 Azerbaycan Film Festivali'nde özel ödül kazandı. Süt Kardeşler filminde yönetmen yardımcılığı da yapmıştır.

Tarık Buğra'nın romanından televizyona aktarılan ve Naşit Özcan'ın yaşamöyküsünden bir kesiti canlandıran İbiş'in Rüyası'nda canlandırdığı İbiş karakteri de unutulmazlar arasındadır. Televizyon dizilerinin yaygınlaştığı dönemde dizi oyunculuğundan uzak dursa da Uzaylı Zekiye, Ana Kuzusu ve Şaban ile Şirin gibi dizilerde rol aldı. Son olarak 2000'li yılların başında, hamdi alkan'ın canlandırdığı "Yarmagül" karakterinin dedesini oynadığı Reyting Hamdi televizyon programında kamera karşısına çıktı.

1980'de yapılan bir jübileyle 40. Sanat Yılı, 1996 yılında da Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen gecede 55. Sanat Yılı kutlandı. Özkul'a 1998 yılında Kültür Bakanlığı tarafından Devlet Sanatçısı unvanı verildi.
Özel Yaşamı

Özkul dört kez evlendi ve üç çocuğu oldu.İlk eşi Şadan, ikinci eşi Suna Selen, üçüncü eşi "Tophaneli Örümcek" lakaplı Yaşar ve 1986'da evlendiği eşi Umman Özkul'dur. Oyuncu ve sunucu Güner Özkul'un babasıdır. Güner Özkul'a göre babası "evlilikten korkmazdı ama boşanamamaktan korkardı". Hayatının önemli bir kısmını alkolle savaşarak geçiren Özkul, 1990'lı yılların ortasında alkolü tamamen bıraktı.

Demans hastalığı ile yaşayan Özkul, 2003 yılından bu yana evinden dışarıya çıkmak ve kimseyle görüşmek istememektedir. Hastalığı yüzünden geçmişe dair birçok şeyi hatırlamamakta ve ölen arkadaşlarının yaşadıklarını sanmaktadır.

Rol aldığı tiyatro oyunları

Aşk Köprüsü
İstanbul'u Satıyorum (1987-88)
Soyut Padişah
Sersem Kocanın Kurnaz Karısı
Çayhane
Fareler ve İnsanlar
Keşanlı Ali Destanı
Yorgun Matador
Hababam Sınıfı
Babayiğit
Yaz Bekarı
Generalin Aşkı
Kanlı Nigar

Televizyon

Televizyon
Yıl Dizi
1979 İbiş'in Rüyası
1984 Köşe Dönücü
1987 Uzaylı Zekiye
1991 Bir Ömrün Bedeli
1991 Varsayalım İsmail
1993 Nasreddin Hoca
1994 Kızlar Sınıfı
1996-1997 Ana Kuzusu
1997 Şaban ile Şirin
2000-2002 Reyting Hamdi

Ödülleri

Yıl Ödül Notlar
1967 İlhan İskender Armağanı Kanlı Nigâr oyunuyla
1972 9. Altın Portakal Film Festivali, En İyi Erkek Karakter Oyuncu Ödülü Sev Kardeşim
1991 Dümbüllü Ödülü
1997 Altın Kelebek Ödülleri Onur Ödülü
1999 Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü "Muhsin Ertuğrul Tiyatro Emek Ödülü"
2004 37. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri Onur Ödülü
2006 Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali Onur Ödülü
2014 18. Afife Tiyatro Ödülleri, Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü :
2015 T.C. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü.

Filmleri
Yıl Film Rol
1950 Üçüncü Selim'in Gözdesi
1951 Barbaros Hayreddin Paşa
1951 Evli Mi Bekar Mı
1951 Lale Devri
1951 Vatan ve Namık Kemal
1951 Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan
1952 Edi ile Büdü
1952 Edi ile Büdü Tiyatrocu
1953 Balıkçı Güzeli
1953 Halıcı Kız
1955 Bir Aşk Hikayesi
1955 Tuş / Bir Aşk Hikayesi
1956 Kalbimin Şarkısı Münir
1956 Miras Uğrunda
1958 Altın Kafes
1958 İftira
1959 Gurbet
1960 Taş Bebek
1960 Yaman Gazeteci Yaman
1961 Bir Bahar Akşamı
1961 Yumurcak
1965 65 Hüsnü
1965 Bilen Kazanıyor
1965 Cezmi Band 007.5
1965 Dokunma Bozulurum
1965 Gönül Kuşu
1965 Kahreden Kurşun Tencere Münir
1965 'Kan Gövdeyi Götürdü Zehir Hafiye
1965 Kart Horoz
1965 Senede Bir Gün
1965 Seveceksen Yiğit Sev
1965 Sonsuz Geceler Zühtü
1965 Yalancının Mumu
1965 İnatçı Gelin
1965 Şekerli misin Vay Vay
1965 Şoför Nebahat Bizde Kabahat
1966 Ben Bir Sokak Kadınıyım
1966 Bir Millet Uyanıyor Tilki Onbaşı
1966 Denizciler Geliyor
1966 fakir Bir Kız Sevdim
1966 Seni Seviyorum
1966 Sevgilim Bir Artistti
1967 Elveda
1967 Sürtüğün Kızı
1967 Yaşlı Gözler
1967 Çifte Tabancalı Damat
1967 Ölünceye Kadar
1968 Artık Sevmeyeceğim Ahmet
1968 Kalbimdeki Yabancı
1968 Kanlı Nigar Apti
1968 Kara Gözlüm Efkarlanma
1968 'Nilgün
1968 Urfa İstanbul Doktor
1968 Yayla Kartalı
1968 İstanbul'da Cümbüş Var
1969 Ayşecik'le Ömercik Sansar Nuri
1969 Bana Derler Fosforlu
1969 Boş Çerçeve Ferhat
1969 Fakir Kızı Leyla
1969 Gelin Ayşem
1969 Nisan Yağmuru
1969 Sevdalı Gelin
1969 Sevgili Babam
1969 Uykusuz Geceler
1970 Ali İle Veli
1970 Arım, Balım, Peteğim
1970 Berduş Kız
1970 Bütün Aşklar Tatlı Başlar
1970: Dikkat Kan Aranıyor
1970 Dönme Bana Sevgilim
1970 Hayatım Sana Feda Mehmet
1970 Kalbimin Efendisi
1970 Kara Dutum
1970 Küçük Hanımefendi
1970 Seven Ne Yapmaz
1970 Son Kızgın Adam
1970 Tatlı Meleğim
1970 Yavrum
1970 Yumruk Pazarı
1970 Yuvasız Kuşlar
1970 'Şoför Nebahat
1971 Ayşecik ve Sihirli Cüceler Rüyalar Ülkesinde
1971 Aşk Hikâyesi Şeker Ahmet
1971 Aşk Uğruna
1971 Bebek Gibi Maşallah
1971 Beklenen Şarkı
1971 Beyaz Kelebekler
1971 Beyoğlu Güzeli
1971 Donkişot Sahte Şövalye
1971 Gönül Hırsızı Salih Reis
1971 Hayat Sevince Güzel
1971 Hayatım Senindir
1971 Kadifeden Kesesi
1971 Senede Bir Gün
1971 Solan Bir Yaprak Gibi
1971 Son Hıçkırık
1971 Tophaneli Ahmet
1971 7 Kocalı Hürmüz
1971 İbiş Gangsterlere Karşı
1971 İşte Deve İşte hendek
1972 Aslanların Ölümü
1972 Karamanın Koyunu
1972 O Ağacın Altında
1972 : Sev Kardeşim Mesut Güler
1972 Tatlı Dillim
1972 Tövbekar
1972 Ver Allahım Ver
1972 Yiğitlerin Kaderi
1972 Üç Sevgili
1973 Izdırap Ahmet
1973 Niyet
1973 Oh Olsun Burhan Usta
1973 Yalancı Yarim
1973 Çulsuz Ali
1973 Şaban İstanbul'da
1974 Beş Tavuk Bir Horoz
1974 Gariban Şair Cevat
1974 Hasret
1974 Mavi Boncuk Baba Yaşar
1974 Salak Milyoner Mehmet Çavus
1974 Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
1975 Beş Milyoncuk Borç Verir misin
1975 Bizim Aile Yaşar
1975 Gece Kuşu Zehra
1975 Gülşah
1975 Hababam Sınıfı Kel Mahmut
1975 Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı Kel Mahmut
1976 Aile Şerefi Rıza
1976 Hababam Sınıfı Uyanıyor Kel Mahmut
1977 Cennetin Çocukları Hasan
1977 Gülen Gözler Yaşar Usta
1977 Hababam Sınıfı Tatilde Kel Mahmut
1978 Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor Kel Mahmut
1978 Neşeli Günler Kazım
1979 Aşkın Gözyaşları
1979 Erkek Güzeli Sefil Bilo Hüso
1979 İbiş'in Rüyası Nahit
1980 Banker Bilo Hasan
1980 Deliler Almanya'da
1980 İbişo
1981 Bizim Sokak
1981 Deliler Koğuşu
1981 Gırgıriye Emin
1981 Gırgıriyede Şenlik Var Emin
1982 Altın Kafes
1982 Ağlayan Gülmedi mi?
1982 Beni Unutma
1982 Bir Yudum Mutluluk
1982 Buyurun Cümbüşe
1982 Gazap Rüzgârı
1982 Görgüsüzler
1982 Islak Mendil Kadir
1982 Talih Kuşu
1982 Şıngırdak Şadiye
1983 Dostlar Sağolsun Tahir Baba
1983 Gırgıriyede Cümbüş Var Emin
1983 İlişki
1983 Şaşkın Ördek
1984 Geçim Otobüsü Nasrettin
1984 Gırgıriyede Büyük Seçim Emin
1984 Kızlar Sınıfı Mahmut Hoca
1984 Çaresizim
1984 Şaşkın Gelin
1985 Büyük Günah
1985 Deliye Hergün Bayram
1985 Duyar mısın Feryadımı
1985 Garibim Ceylan
1985 Köşeyi Dönenler
1985 Muhabbet Kuşları
1985 Palavracılar
1985 Sarı Öküz Parası
1985 Ya Ya Ya Şa Şa Şa
1985 Çalınan Hayat
1985 Şişeli Köy
1986 Alın Yazımız Bu
1986 Ana Kucağı
1986 Babalar da Ağlar
1986 Dayak Cennetten Çıkma
1986 Efkarlıyım Abiler
1986 Ekmek Parası
1986 Elmayı Kim Isırdı
1986 Gülmece Güldürmece / Gelinciklerim
1986 Kuzucuklarım
1986 Küçük Ağam
1986 Kısmetin En Güzeli
1986 Kızlar Sınıfı Tatilde
1986 Melek Hanım'ın Fendi
1986 Milyarder Mahmut
1986 Neşeye Bak Neşeye
1986 Töre
1987 Afife Jale
1987 Aile Pansiyonu Murtaza
1987 Etme Bulma
1987 Füze Nuri
1987 Günah
1987 Kadersiz Kullar
1987 Kuşatma 2 / Şok
1987 Otobüs Yolcuları / İhsaniye - Karasu
1987 Püf Noktası
1987 Yaşamaya Mecburum
1987 Yıkılan Yuva
1987 Yıllar
1988 A Ay
1988 Acı Gurbet
1988 Arabesk
1993 Al Dudaklım
1996 Ay, Işığında Saklıdır

"Kendimi kandırılmış bir polis müdürü olarak görüyorum"


Terör savcılığında 'tanık' olarak dinlenilen eski İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, "Kendimi kandırılmış bir polis müdürü olarak görüyorum" dedi. Çapkın, 'Selâm-Tevhid kumpas soruşturması' kapsamında ifade verdi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde yasa dışı dinlemelerin yapıldığı, Emniyet - adliye ekseninde daha sonra pek çok soruşturmaya konu olan faaliyetlerin yürüdüğü dönemde İstanbul Emniyet Müdürü olan Hüseyin Çapkın, "Selâm-Tevhid kumpas soruşturması" kapsamında "tanık" sıfatıyla ifade verdi.

Hüseyin Çapkın, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dâhil birçok üst düzey siyasetçi ve kamu görevlisinin telefonlarının dinlemeye alındığı "Selâm-Tevhid" soruşturması sırasında da Emniyet müdürüydü.
"Selam-Tevhid"in esasen başka amaçlar için düzenlenmiş düzmece bir soruşturma olduğu iddiasıyla bir "kumpas" soruşturması' açılmıştı. Eski Emniyet Müdürü Çapkın bu ikinci soruşturma kapsamında ifade verdi.

"Kandırılmış polis müdürüyüm"

Hüseyin Çapkın ifadesinde, "Yaklaşık 30 yıl İl Emniyet Müdürü olarak görev yaptım. Emniyet müdürünün haberi olmadan soruşturma başlatma ve operasyon yapma olaylarına ilk kez şahit oluyorum" dedi.
Türkiye tarihinde daha önce böyle bir durumun gerçekleşmediğini ifade eden Çapkın, "Bugüne kadar olanları, basında ve kamuoyunda tartışılanları gördüğümde maalesef kendimi kandırılmış bir polis müdürü olarak görüyorum" ifadelerini kullandı.

"Selâm-Tevhid soruşturmasından haberim olmadı"

"Selâm-Tevhid" soruşturmasının başladığı tarih olan 2010’da İstanbul Emniyet Müdürü olarak görev yaptığını belirten eski Vali Hüseyin Çapkın, dinleme ve izleme kararlarının hiçbir zaman Emniyet müdürünün önüne gelmediğini söyledi.

"Haberim olsaydı engellerdim"

Soruşturmanın hiçbir aşamasında bilgilendirilmediğini ve dosyanın 17 Aralık döneminde adliyeye intikâl ettirildiğinden haberi olmadığını ifade eden Çapkın, "Eğer başka bir amaçla ve hukuk dışı bir şekilde ülke menfaatlerine aykırı dinlemelerin yapıldığından haberim olsaydı veya ilgili birim sorumluları bana bu konuyla ilgili bilgi verseydi, hukuken ve yasal çerçevede derhâl müdahale eder ve bu durumu engellerdim. Devlet adamı ve sorumlu mevkideki makam sahibi olarak böyle bir şeye asla müsade etmezdim. 43 yıllık devlet adamı olarak bunun yasal yol ve yönteminin kesinlikle bu olmayacağını belirterek duruma müdahale ederdim ve durumdan silsile halindeki yetkili amirlerimi haberdar ederdim" diye ifade verdi.

Dönemin emniyet müdürü olan Hüseyin Çapkın, 17-25 Aralık soruşturmaları ile ilgili de tanık olarak dinlenilmişti. Çapkın, bu soruşturmalardan da haberinin olmadığını söylemişti.

Soruşturmayı yürüten polis, hâkim ve savcılara dava açıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu’nun göreve gelmesiyle birlikte savcılıktaki dosyalar incelemeye alındı. İncelem kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle hakkında dava açılan savcı Adem Özcan’ın yürüttüğü "Selam-Tevhid" dosyası tespit edildi.

Dosya üzerinde yapılan incelemelerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, bazı bakanlar, milletvekilleri ve kamu görevlilerinin telefon görüşmelerinin dinlenildiği tespit edildi. Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu ile bakan ve milletvekillerinin görüşmelerinin "yürütülen terör soruşturması" ile alâkası olmayan "soyut gerekçelerle" danışmanlarının telefonlarının dinlemeye alınarak kayıt altına alındığı belirlendi.

Danışmanlarının teknik takibe alınması ile dinlenilen Erdoğan’ın bazı yabancı devlet adamları ile yaptığı görüşmelerin de dinlenildiği, hatta evrak üzerinde çözümünün yapıldığı tespit edildi.

Bu tespitlerin ardından 2014 yılında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, "Selam-Tevhid" soruşturmasını yürüten polisler hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma sonucunda Fethullah Gülen ve Emre Uslu ile soruşturmayı yürüten polislerin de aralarında olduğu 122 kişi hakkında dava açıldı. Sanıklar, "Hükümeti devirmeye teşebbüs, silahlı terör örgütü kurmak ve siyasi-askeri casusluk" ile suçlanıyor. Sanıkların İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılaması devam ediyor.

Polislerin yanı sıra soruşturma dosyasında imzası olan 54 hâkim ve savcı ile ilgili de işlem yapıldı. Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından açığa alınan 54 hâkim ve savcı hakkında "Hükümeti devirmeye teşebbüs, silahlı terör örgütü kurmak ve siyasi-askeri casusluk" suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle iddianame düzenlendi. Hâkim ve savcılar Yargıtay’da yargılanacak.

2016-EKPSS sonuçları erişime açıldı


Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (2016-EKPSS) sonuçlarının erişime açıldığı bildirildi.

ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan bilgiye göre, 24 Nisan 2016 tarihinde uygulanan 2016- EKPSS değerlendirme işlemleri tamamlandı.

Adaylar sınav sonuçlarını, ÖSYM'nin "https://sonuc.osym.gov.tr" internet adresinden T.C. kimlik numaraları ve
şifreleriyle öğrenebilecek.

Reklam Alanı

Metaltailaco

[Featured][recentbylabel2]

Rock & Metal

[Featuredl][recentbylabel2]
Bildirim
Bildirim özelliği güncelleme aşamasındadır.
Tamam